Bildiğimiz üzere raspberryler ARM işlemciler kullanıyorlar. Benim kendi modelim Raspberry Pi 2 , arm71 işlemci kullanıyor. Bu ufak bilgisayarlar üzerine başta Rasbian olmak üzere çeşitli linux tabanlı işletim sistemleri kurmak mümkün. Bu işletim sistemleri üzerinde Docker çalıştırmayı deneyip biraz da sorun yaşadıktan sonra Hypriot adı verilen bir proje ile karşılaştım.

Raspberry Pi SD kartınıza yüklediğiniz HypriotOS ile hemen containerları kullanmaya başlayabiliyorsunuz. Raspbian’ın  Docker için optimize edilmiş bu versiyonu performans açısından pek mantıklı olmasa geliştirme ortamı veya ufak deneyler yapmak için ideal.

https://blog.hypriot.com/getting-started-with-docker-on-your-arm-device/

Sitede docker için de çok beğendiğim temel seviyede bir giriş yazısı yazmışlar. Ben de Docker ile yeni tanıştığım için ilgimi çekti. Onu da buraya çevirip koyuyorum. Devamındaki kısım oradan alıntılar içeriyor.

Docker Da Neymiş? Niye Kullanayım?

Docker bize bir tür sanallaştırma teknolojisi. 2013 yılında piyasaya çıkmasıyla beraber kısa süre içerisinde Hyper-V veya VMware gibi sanallaştırma hypervisor tabanlı teknolojilerine göre bir alternatif olarak yerini aldı. Özellikle yazılım geliştirmesinde çığır açtı diyebiliriz.

Peki Docker’ı bu kadar kısa süre içerisinde bu kadar popüler yapan ne oldu?

Docker, (karmaşık) uygulamaların paketlenmesini, dağıtımını, kurulumunu ve yürütülmesini basitleştirir.

Örneğin buradaki deney ortamımızda bu uygulamalar:

  • WordPress veya Ghost gibi blog platformları
  • Gitlab veya Gogs gibi yazılım işbirliği için araçlar
  • OwnCloud veya Seafile gibi dosya senkronizasyon platformları olabilir.

Bu tür uygulamalar genellikle teker teker kurulması ve yapılandırılması gereken birçok bileşenden oluşur. Bu, kullanıcılar için genellikle zaman alıcı ve sinir bozucu bir deneyimdir.

Docker, sistem yöneticilerinin veya geliştiricilerin bu uygulamaları container adı verilen bir şeye paketlemesine olanak tanır. Böylece kullanıcının  tek bir komutla çekip çalıştırılabileceği soyutlanmış, bağımsız ve önceden yapılandırılmış bir yapı oluşur. Farklı yazılım bileşenlerini farklı containerlarda  ayrı ayrı tutarak, birbirlerini etkilemeden kolayca güncellenenebilir ve kaldırılabilir. Docker kullanmanın daha birçok avantajı var; ayrıntıları resmi Docker Dokümantasyonunda bulunabilir.

Bu noktada Raspberry Pi Docker ile çalışmaya başlamanın kolay ve düşük maliyetli bir yolu olarak karşımıza çıkıyor.  HypriotOS’yi belirtildiği şekliyle SD’karta yazdırıp ardından cihaza takmamızla beraber kullanıma hazır hale geliyor.

Zenmap gibi bir ip-port tarayıcı ile portların durumunu tespit ettikten sonra putty ile ssh üzerinden bağlanabiliyoruz.

Arayüze eriştikten sonra aşağıdaki komutla indirdiğimiz mondodb container’ını çalıştırabiliriz.

Burada 28017 portunu yine 28017’ye map etmiş oluyoruz. İlki Docker Host’un port numarası ikincisi ise container portu.

Alternatif olarak ikili de kullanabiliriz.

Aşağıdaki gibi kullanıyorum.

Çalıştığını görmek için,

Ekran görüntüsü:

Durdurmak için,

Umarım faydalı olmuştur. Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle…